Unutulmaya yüz tutmuş kelimelerle yaşayan bir kültür…
Akıtma: bir tür hamur yemeği; krep
Amelsiz: Doymak bilmeyen
Ana: Anne
Anadut: Tarlada ekin toplamaya yarayan üç parmaklı araç
ânamak: eşeğin kum, kül vb. üzerine yatıp sağa sola kendini döndürerek sırtını kaşıması ve keyif yapması.mecaz anlamda yatakta çok yatan keyfine düşkün insanlar için de kullanılır. bir de mecaz anlamda tepinip yerlerde sürünen çocuklar için kullanılır.
Anteri: Gömlek
Arış:Arabanın boyunduruğa takıldığı ağaç
âret:(aslı ahiretlik) kızların küçükken seçtikleri kız arkadaş, çok önemsenir ve ömür boyu áretlik sürdürülür.
Atacak: çocukların kuş vurmak için kullandığı çatal bir dal ve esnek lastik ve meşinden yapılmış alet; sapan.
Avulçin: Evin avlusu
Aydın: Ayçiçeği, Gündöndü
Azbiraz: örn:”eviniz azbiraz güzel değilmiş” sözü “eviniz çok güzelmiş” anlamına gelir.
Babı: Kızınca özellikle bayanlara söylenir: Gavurun babısı gibi
Baga: Be abi
Bakır: kova, bakraç
Bakraç: metal (genelde bakır) kova
Be yav: be yahu
Bıldır: Geçen yıl
Bızıklamak: Kurcalamak, karıştırmak
Bondirik: Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç
Bostan: Kavun
Boz: Sarışın
Böbee: Biber
Buba: Baba
Ceyran: Elektrik
Cıbır: turşu kurulan ağaç fıçı (Ekleyen:Sinan Eren)
Curu: Sulandırılmış, Cıvık
Çatırık:Yol Ayrımı, Kavşak
Çekelez: Sincap
Çekişmek: Kavga Etmek
çember: kadın ve kızların evde başlarını örttükleri başörtü; yemeni.
Çepin:Çapanın Küçüğü
Çepiş: Bir yıllık oğlak
çeşind: çeşit.
Çıkı:Küçük bohça
Çiten: Köpek ayvasından fındıktan örülerek yapılır, sele tipi bir şey
çocuk: erkek çocuk. örn:”iki çocuum üç de kızım vá”. (erkeklere “çocuk”, kızlara “kız” denir.
Çotuk: Dibinden kesilen ağacın toprak üzerinde kalmış olan bölümü
Çöğdürmek: Ayakta işemek
Çömelmek: İğilmek
Çövmek: Zıplamak
Çüçüme: Tahterevalli
dolaşmak: ziyaret etmek. örn: “git amcanı dolaş bakam”.
Don:Kadınların giydikleri şalvar
düven: döven, öküze bağlanarak harman yapmaya yarayan altı çakıllı alet.
encek: enik, çocuk. enik-encek: çoluk-çocuk. örn: ” enik-encek gelmişlê inan”.
enikonu: etraflıca. ciddi-ciddi. örn: “Ámet’len Sabri enikonu çekiştilé”.
Enser: Çivi
Essa: Gerçek
Evlek: tarlanın, sürmek ve tohum ekmek için saban iziyle bölünen küçük parçalarından her biri. “Tarlayı evleklere ayırıp sürmeye başladı”
2. dönümün yaklaşık dörtte birine eşit olan alan ölçüsü.
Fasıl: uyumsuz, dik kafalı, geçimsiz, laf dinlemez, herkesle anlaşamayan kişi (Gönderen: Mustafa Doğru)
Fasille: Fasulye
fena: öfkeli.
Ferece: kadınların dışarı çıkarken giydiği, siyah kumaştan, boynu büzgülü, bileğe kadar uzanan palto
fıydırmak: fırlatmak.
Fistan: Etek
gegere: çok zayıf, sıska. kuru gegere: çok zayıf.
gene: yine
Gıgı: Şeker
gırnata: klarnet.
gıygı: keman.
Gidêri: Gidiyor
Gidişmek: Farklı kullanımları olsa da bizde kaşınmak anlamında kullanılır. Sırtım gidişeri gibi
Gocuk: Palto
godeş:(çocuklar için, komik söyleyiş) arkadaş.
Gogucu: Masalımsı korkunç yaratık
Gözer/Gözecek: İri gözenekli elek
gözletmek: gözetlemek.
gübür: çer-çöp
Gülüm: Kardeşim
Günümek: Olgun ve ezik meyve
Hacaga: Hacı Abi
hampa: hantal.
Hani: Nerede
haştööle: (ha işte öyle ). “aferin, çok güzel yaptın, şimdi oldu” anlamında. örn:”haştööle oturun bakam az toraya”.
Hayat:evin tüm odalarının kapılarının açıldığı yer, antre, hol.örn: “gel tobura, hayata oturuverelim”.
haydamak: bir bineği kullanmak, sürmek. örn: “araba haydamak, bisiklet haydamak, gemi haydamak”.
Haykırmak: Çağırmak, seslenmek
hepgene: ne de olsa
hepten: tamamen, iyice.
Hısım: Akrabalar
Hıştınma: Sessiz ol anlamında kullanılır.
Holluk: 1. köy çeşmelerinin küçük havuzu, 2. tavukların yumurtladığı yuva
horaz: horoz.
Huluzluk: Yaramazlık
hurmak: vurmak.
ısçak: sıcak.
Ismalamak: Ismarlamak. Örn: Ha be Mıstava çay ısmalamacan mı hımm
ısmık: sümsük, çok çekingen, kimseye bulaşamayan, iki laf edemeyen kimse.
Iştır: Bir tür ıspanak
îl: -gil. örn: “tetenîl = teyzengil”, örn: “bu avşam bubanîle gitçen mi?”
ilén: leğen.
îlenmek: eylenmek, dalga geçmek.
îlik (ellik): (bir yerden) değin. örn: “to taştan îlik bizim tarla to bu yanı amcanîlin”.
İnge: Yenge
îşi: ekşi.
îşimik: ekşimik.
işkil: şüphe
İşlemek: Çalışmak
Kaçamak: Mısır unundan yapılan hamurumsu yiyecek,püre
Kaçım kaçım: Telaşlı
Kalba: Galiba
Kancık: Dişi Köpek
Kapçık: Mısır koçanının yaprağı
Kapçıkağızlı: Geveze
Karamık: Böğürtlen
Kâretmek: Rahatsızlık vermek (Amma karettin be!)
karık:sebzelerin dikildiği sıra.
Kaybelmek: Kaybolmak
Kaykılmak: Dikleşmek
Kelem: Lahana
kez: nişan. Örn.: Çok kezci (nişancı)
Kıfı: komik, esprili, nüktedan insan
Kırnap: Tütün dizme ipi
Kızan: Çocuk
kirez: kiraz.
Kobak:Meşe Mazısı
Koca Gün:Gün boyunca
Koçara: Koçaklı mısırları kurutmak için
Kojna: Koca ana
Kolaç: Bir çeşit hamur işi, kandillerde ve arefe günlerinde çocuklara dağıtılır.
Korcu: Koruyucu
Kosa:Tırpan
Kumpir: Patatis
köstek: takoz.
kösteklenmek: takılıp düşecek gibi olmak.
kofa: kova.
Kopil: Yeni yetme
Kukumav:Baykuş
kuru: zayıf
kuruluk: avluda (bahçede) yapılan üstü kapalı yer; çardak.
Kuvvetola: Kolay gelsin anlamında
künah: günah.
lapırdamak: hızla koşmak.
lappadanak: aniden
lastik: ayağa giyilen ve lastikten yapılan ayakkabı. (karalastik).
lök: puhu kuşu benzeri kuş. deyim: lök gibi oturmak: sürekli oturmak.
mácır:(muhacir) Balkanlar’dan çeşitli zamanlarda Türkiye’ye göç etmiş Türkler’in genel adı.
makak: baston.
maktá: her yıl meşe ormanından bir korunun köylü tarafından kesilmesi.
mále:mahalle. máleye gitmek: akşam oturmasına gitmek.
Mallim: Öğretmen
Mamil: Duvarı sıvamak için kullanılan çamur
mána: bahane.
mána bulmak: ayıplamak. örn:”be sen mısmıl bi anteri giysene üstüne, mána bulcak álem”.
Mancalak: Kertenkele
Mari: Bulgarcada kız evladı
Maşınga: Soba
mavurlu: buruk bir tat. örn:”armut hoşafı pek mavurluymuş”.
meci: imece. “mále meci kör yardımcı”: bir işin bilen bilmeyen herkes tarafından topluca yapılması.
Mısmıl: Doğru, düzgün
Mısmılcana: Doğruca, düzgünce
Mısmıllamak: Dövmek (mecâz)
Mıymıntı: ağırkanlı, yavaş hareket eden, uyuşuk, pasif, pısırık, beceriksiz davranan kişi
Mokalak: istem dışı sertleşmiş topaklanmis şey (Ekleyen:Sinan Eren)
Mostıralık:işe yaramaz. Napcan bunu burda mostıralık gibi kullanılır
Nâbesin: Ne yapıyorsun?
nálet: (orjinali: lânet). kötü kişiler için hakaret yollu söylenir. örn: “çok nalet adammış yaw”.
Namazla: Seccade
Napma? Nemma?: Neden, niçin. Örn: Napma getirdiniz bunu bura
né?: (nee şeklinde okunur. açık e ile) niye? Neden? örn:”né tööle aykırı yürüyesin?”
néye?: niye? Neden? örn:”néye be canım?”
Nudul (nodul): Hayvanın yürüyüşünü hızlandırmak için üvendirenin ucuna çakılmış sivri demir çivi
Okıt: O vakit
Öreke: Yapağının sarıldığı,ip yapmakta kullanılan ince uzun ağaç çubuk
Pale/Pali: Araba Köpeği
pança: avuç.
pançalamak: avuçlamak.
Pantul: Pantolon
papara: (popara). sütün içine ekmek doğranmasıyla oluşan yemek. Ayran poparası da olur.
Papinnemek: Sersemlemek
Pasele: Üstüne başına dikkat etmeyen, dağınık
Pat: Yerden yüksek ahşaptan yapılmış oturma yeri
patırdamak: (patırdan-mak) söylenmek.
Paysınmak:Bir kimseyi güçsüz görüp üstüne varmak, çatmak
pazı: kurutulmuş yufka.
Pekisle: pekiyi
pelik: saç örgüsü.
Pelvan: Pehlivan
Peşkir: Küçük yüz havlusu
pıdik: küçük şirin köpek.
pıtpıdik: bıldırcın. (bıldırcın böyle öter).
Pi̇net: Fırın/a/dan sıcacık ekmekleri taşımak için kullanılan ahşap alet
pîpi: hindi.
Pimpirik: (Pipirik, Pipirikli) Evhamlı
Pırışıklı: bir oturduğu yerde duramayan. evhamlı. Örn.: Pırışıklı irezil
Prava: Bravo. Örn: Prava be sana
Potin:Kundura
Pörselemek: Közlemek
Sangaç: Salıncak
salmak: köpeğin havlayarak saldırı tehdidi yapma eylemi. örn:”gece İreceb’in köpekleri kime saldı durdu?”.
Samıt: Sessiz, suskun (Mustafa Doğru)
Sapıt: Çevir anlamında (örnek: Suyu sapıt)
sarmaşmak: sarılmak.
Savuş: Uzaklaş
Saya: Ağıl,koyun barınağı
Sayvant: Üstü çatıyla örtülü altı boş yer
Sefte: Siftah, İlk Defa. Örn.:Tâ sefte yapmadık be gülüm
Selve: Öküz arabasında boyunduruk çubuğu
senişmek:(Sümpeşmek) bitki yapraklarının güçsüzleşip kendini salıvermesi.
Sergen: Duvarı boydan boya kaplayan ahşap raf
Setre: Ceket
Sıbıtmak: Kirletmek, bulaşmak (M.Doğru)
sıvışmak: aradan kaçmak.
Sıyırgı: Tınaz toplamaya yarayan sapı 1,5 metre uzunluğundaki tahta
Silim: ince, zayıf (M.Doğru)
Soğukluk: Hoşaf
somak: hayvanların ağız ve burnunu kapsayan genelde uzun bölümü
Sosili: Büyük fare
söbü: (söbe). yumurta şekli, eliptik, elips.
susak: sukabağı. Deyim olarak: susak kafalı :))
Suvan: Soğan
Suvacı: Su bakırlarını taşımaya yarayan ağaçtan yapılmış alet
Sürgün: İshal
Süve: Arabada kanatları tutan dik kollar
Şam şeytanı:Cin fikirli
şarpa: eşarp.
Şılamak: Parlamak, -sobayı şılart falan denir.
şımşırmak: tıka basa doldurmak. örn:”ekmé şıvşırma ázına!”.
Şiptik: Terlik
Takırdamak: Çok Konuşmak, sürekli bişeyler anlatmak (takırdayıpduresin gibi)
Tangıl tungul: Düzensiz. Örn:Tangıl tungul gideri
Taran kedi: Küçük çocukları korkutmak için kullanılan kötü karakter
Targa:Tezkere İki kişiyle yük taşınan tahtadan yapılmış alet
Tatereşke: aşırı zayıf kişilere kullanılır, açılımı zannımca eskiden taşıma aleti, tek uzun bir sopa ve yanlara bağlı kıvrılmış yarım teker gibi.. (Ekleyen: Mustafa Doğru)
tentene: dantel.
Teşimdi: İşte şimdi
Tete:Tize: Teyze
tezikmek: daha önceden gelipdurduğu yere gelmez olmak. “Buralardan tezikti” gibi kullanılır
Tişurda: İşte orada
to: o (te o). örn:”to adama git”. örn:”tordaki elmayı getir”.
Tokat: Avlunun giriş kapısı
Toktoku: Sürahi
tokurcun: ekin demeti.
tozutmak: tozu dumana katmak.
Tömbüldek: (Dümbelek) Darbuka
tööle: öyle
töböle: işte böyle.
Tülü: Tüylü, kabarık. (Tülü babı gibi kullanılır)
Türtmek: Dürtmek, rahatsız etmek, gıdıklamak
uğratmak: kovmak. def etmek. örn:”geçen Fatmablanın köpéni oğrattım bizim avludan”.
uyuntu: uyuşuk.
ünük: boğaz.
ünüklemek: boğazını sıkmak.
Velespit: Bisiklet
Yaba: Saman atmaya yarayan ahşap alet
Yal: Özel olarak hazırlanan köpek yiyeceği
yalabık:pürüzsüz, kaygan.
Yannayak: Yalın ayak
Yavan: Katıksız. Örn: Yavancana yiyiverin
yavaş:sakin, uslu insan. Fenanın tersi olarak kullanılır
Yiğin (yin): Hafif
Yort: Yoğurt
Yüklük: Yorgan-yatak konulan yer, bölme
Yürsek: Yüksek
Zembil: Hasır çanta, genelde usta aletleri konulur.
zemeri: (zemheri) kışın en soğuk zamanı. karakış.
Bu sözlük, yerel kelimelerimizi yaşatmak için derlenmiştir.